Kısa Videolar: COM.TR Nasıl Satın Alınır?
23 Temmuz 2016
#mindfulness #farkındalık #world #protect 01
14 Ocak 2017
Tümü

Atatürk İlke ve İnkılaplarından Uzaklaşmak

Türk Halkının kendine has bir karakteristiği bulunmaktadır. Çok çabuk yaşadığımız olayları unutabiliyoruz ve sonrasında bunlardan gerekli dersleri çıkarmadan hareket edebiliyoruz. Doğal olarak geçmişte yaşadığımız olaylarda karşılaştığımız kötü sonuçları, belli bir prensip üzerine oturtmadan planlama yapınca, dönemsel olarak aynı sonuçlarla zaman içerisinde karşılaşabiliyoruz.

100 yıla yaklaşan Cumhuriyetimiz defalarda darbe girişimini gördü. Her seferinde demokrasi baltalandı, ülkenin ileriye gitme adımlarının önü kesildi, gelişme ve büyüme engellendi, zor dönemlerin içinden geçtik, haksızlıklar yaşandı, can kayıpları, adaletsizlik ve bunun gibi insana ve topluma zarar veren şeyler defalarca bu toplum tarafından yaşanılmış, hissedilmiştir.

15 Temmuz olayı’ da yine daha önce gerekli dersleri tam olarak çıkaramadığımızın bir sonucudur. Detaylara bakılınca, analiz edilince, zamanında bu noktaya gelinebileceği zaten görülebilmeliydi fakat geçmiş gerekli derslerin çıkarılmadığı, geçmişte büyük işler yapan insanların bizlere bıraktıkları tecrübelerine yeteri kadar önem verilmediği aşikardır.

İster beğenin ister beğenmeyin, ister kabul edin ister etmeyin, ister gözünüzü açın ister açmayın ama gerçekleri değiştiremezsiniz. Doğa kanunları nasıl değişmez ise, insan ilişkilerinde ki görünmez kanunlar, toplumlar arası görünmez kanunlar, sosyal hayat içerisindeki görünmez kanunlar da değişmez, belirli bir prensip üzerinde hareket eder. Göz ardı edemezsiniz.

Şunu demek istiyorum;

Yukarıdaki konuda bahsettiğim gibi, Ateş’in görevi yakmaktır. Ateş’ten hiçbir zaman sizi soğutmasını beklemeyin, onunla bir işiniz varsa, onunla temasa geçecekseniz, bilin ki o sizi yakacaktır, doğal olarak önleminizi alarak onu kullanmalı, onunla ilgili işlerinizi direk olarak değil de, aracılarla yapmayı sağlamalısınız. Prensip gayet nettir doğa kanununda, karışık değildir. Evrenin başka bir köşesinde de ateş sizi yakar, burada da veya dünyanın başka bir köşesinde de. Doğa kanunu budur. Sosyal hayatta ise, Din’ de siz le Allah arasındaki bir konudur, bir sözleşmedir, bir kurallar bütünüdür. Öncelikle konudan sorumlu olan kişi direkt olarak sizsinizdir, siz, kendi faaliyetlerinizden mesulsünüzdür, kendi yaşantınızdan mesulsünüzdür. Fakat araya bir aracı koyarsanız işler karışmaya başlar. Aklınızı başka birinin boyunduruğu altına geçirirseniz, karar verme mekanizmalarınız belirli bir süre sonra çalışmamaya başlar ve doğal olarak belirli kişilerin, örgütlerin, toplulukların yönetimi altına girmeye başlarsınız. Nasıl doğa kanunlarının prensipleri yukarıda ki gibi netse, sosyal hayatın içinde olan din konusunun da görünmez kuralı budur.

Örnek olarak, her ne kadar Kuran’a Arapça indirilmiş olsa bile; “Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kuran olarak indirdik” demiştir Allah, Yusuf suresi 2. ayette. Kuran’ın indiği bölgede Arapça konuşulduğu ve insanların anlaması için Allah bu yolu tercih etmiştir. Benim şahsi düşüncem, Peygamberimiz Muhammed Anadolu’da yaşasaydı tabi ki Kuran Türkçe inecekti. Buradan hareketle ve yukarıdaki mısrada bahsettiğim Din konusu ile birleştirme yaparsak, dininizi anlamak için ortaya bir aracı koymamak direk sorumlusu olduğunuz Kuran’ı Türkçe mealinden okuyarak yaşamaya başlamanız gerekmektedir. Arada aracı olmadan, ilk önce siz sorumlu olmalısınız. Anlamadığınız yerleri tabi ki danışmalı, araştırmalı ve içinizden gelen o sese kulak kesilerek, içinize sinmeyen şeyleri öğrenmeye çalışmasınız.

15 Temmuz nasıl geldi diyorsanız zaten belliydi nasıl geldiği. 1960’larda faaliyetine başlayan bir cemaatin, sizin adınıza size dini öğretmeye çalışması, din içerisinde var olan bazı kuralları sizin adınıza uygulamaya başlaması, zaman içerisinde yine din adına sizden para toplamaya başlaması, yaygınlaşması, büyümesi ve yayılması sonucunda, aklını bir başkasına teslim etmiş zeki / zeki olmayan insanların oluşturduğu bir yapıya dönmesiydi. Zamanla yapı, cemaat veya topluluk, adına ne diyorsak diyelim, gideceği noktaya gitti ve ülke yönetimine talip oldu. İlk başlangıç noktası neydi, nereye geldi. Sonuç; darbe girişimi. Tarihte böyle olaylar yaşandı mı peki? Çok. Peki, bu makalenin asıl konusu olan Atatürk İlke ve İnkılaplarından uzaklaşmakla ne ilişkisi var derseniz, şöyle açıklama yapmak isterim. Atatürk ve Silah Arkadaşları, o zaman ki meclisi oluşturan kişiler bunu o zamanlardan gördükleri için 30 Kasım 1925 yılında Tekke ve Zaviyeleri kapatmıştır.

Bir ilişki kurabiliyor musunuz bilmiyorum yazdıklarımda ama, şu ana kadar yazdıklarımın kısa bir özetini yapmak istiyorum. Özellikle din konusunda aklımızı bir başkasına teslim edersek, 15 Temmuz gibi olayları bundan sonra da yaşayabiliriz bunu söylemek istiyorum. Bu çok tehlikeli bir durumdur sonrası için. Bunu yıllar önce gören bu ülkenin kurucu gücü, o zaman bu konuyla ilgili gerekli prensibi ortaya koymuş ve ileride hatırlamamız için tarih sayfalarına çıkardıkları bir kanunla gerekli prensipleri yazmışlardır.

Tekrar ve özet olarak, artık bir Osmanlı Devleti olmadığımızı, mehter marşından çok 10. Yıl marşları çalmamız gerektiğini, Cumhuriyet ve prensiplerine daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini, bir ümmet olmadığımızı, bir millet olduğumuzu, Dini sorumlu olduğumuz kaynaktan direkt olarak öğrenmemiz gerektiğini, yeni bir şey ortaya koymadan önce, bir kurtuluş savaşı vermiş Atatürk ve Silah Arkadaşlarıyla beraber o günkü Meclisteki Milletvekillerinin ve Halkın bize bıraktığı Cumhuriyet ve Prensiplerini daha iyi anlamamız ve okumamız gerektiğini ve bunun bizim için daha hayırlı olduğunu belirtmek istiyorum.

Doğa kanunları çok açık ve net, ateşin yaktığını anlamak için gidip kendi denememizi yapmamıza gerek yok, bilim zaten bunu ispatlamış, ortada bir sürü gözlem ve tecrübe bulunmakta, prensipler belli, aynı şekilde sağlıklı toplum hayatının, yaşam şeklinin prensipleri 1923 yılında ortaya koyulmuştur. Yeniden bir dünya keşfetmemize gerek yoktur, ama iyileştirmeler tabiki yapılmalıdır.

29 Ekimlere ve 30 Ağustoslara daha fazla sahip çıkmalıyız, tabiki konuşulacak çok konu var ama şimdilik bu kadar.

Saygılarımla

Yazar Hakkında


Murat Atıf Sayar

İş Geliştirme, Proje Yönetim, E-Ticaret, Pre-Sales


Murat Atıf Sayar Konya'da doğdu. 1991'de katıldığı 1 yıllık programcılık eğitimi sonrasında Abant Üniversitesinde Turizm ve Otelcilik okuyarak, bilişim dünyasına giriş yaptı. Büyük Ankara Oteli (Bugünkü adıyla Rixos), MNG Holding, Sevgi Holding, Bayındır Holding bünyelerinde Ankara'da IT uzmanı olarak görev yaptı, İstanbul'da VBT Bilgi Teknolojilerinde Ürün Uzmanı, Proje Yöneticisi, Satış konularında çalıştı. Kriweb Hosting firmasında Genel Müdürlük yaptı, INTERCOMP firmasında İş Geliştirme Müdürü ve E-Ticaret Yöneticisi olarak çalıştıktan sonra halen TRN Teknoloji firmasında Kanal Satış Müdürü olarak görevine devam etmektedir.

Yorumlar

Yazar Hakkında